Halk arasında rahim ağzı kanseri olarak bilinen serviks kanserinin, dünya üzerinde her 2 dakikada bir kadının ölümüne neden olduğunu belirten Yeşilbaş, bu kanser türünün değişik ülkelerde yapılan çalışmalarda kadınlarda meme kanserinden sonra en sık görülen ikinci kanser olduğunu ifade etti.
Yeşilbaş, “İlk belirtisi vajinal kanama olabilir ve bu kanama cinsel beraberlik sonrası veya adet sonrası lekelenme şeklinde olabilir, ama iyice ilerleyene kadar bir belirti göstermeme durumu da söz konusudur. Serviks tarama çalışmalarının rutin olarak kullanıldığı ülkelerde invaziv serviks kanseri oranı yüzde 50'den fazla azalmıştır. Epidemiyolojik çalışmalar serviks kanseri için majör risk faktörünün insan papilloma virüs ( HPV olarak anılır) enfeksiyonu olduğunu göstermektedir. Şimdiye dek 100'den fazla HPV tipi saptanmıştır; bunlardan onkojenik türler, servikal kansere ya da vulvar prekanseröz lezyonlara neden olmaktadır. Cinsel açıdan aktif her kadın servikal kanser riski taşır. Kadınların yüzde elli veya sekseni HPV enfeksiyonuna yakalanır. Bunların yüzde 50'si onkojenik (Kansere sebep) HPV iledir.
Günümüzde 2006'da onaylanan quadrivalan (4'lü) ve 2007'de onaylanan bivalan (2'li) olmak üzere 2 çeşit HPV aşısı mevcuttur. Her iki aşının da adölesan dönemde uygulanması en yüksek immün yanıtı oluşturmaktadır. Kanseröz ve pre-kanseröz servikal oluşumlarda birçok tedavi seçeneği bulunmaktadır. Her vakada hasta ve hekim en uygun tedavi yöntemine karar verir. Ayrıca saptanan lezyonun evresi de tedavinin seçiminde önem kazanmaktadır. Tedavisi, erken evrelerde ameliyat, ileri aşamalarda kemoterapi ve radyoterapidir” dedi.